Kedili kadinlar

Feminist özne için özgürlük, yalnızca dışsal baskılardan kurtulmak anlamına gelmez. Asıl mücadele, içselleştirilmiş bağlılıkları, öğrenilmiş sadakatleri, “iyi insan” olma tahayyüllerini sorgularken başlar. Çünkü özgürleşme, yalnızca topluma karşı değil; sevdiklerine, dostlarına, hatta zaman zaman kendine karşı da bir başkaldırıyı gerektirir. Ve işte tam bu yüzden, özgürlüğün bedeli sıklıkla yalnızlıktır.

Bu yalnızlık fiziksel bir yalnızlıktan çok, düşünsel ve duygusal bir yalıtılmışlık biçimindedir. Feminist özne, içinde büyüdüğü kültürel evin dışına adım attığında, eski bağların artık taşımadığı bir zeminde bulur kendini. Çünkü o evin kuralları artık onun için geçerli değildir. Itaat, özveri gibi “erdemler” yerini özneleşme, karşılıklılık gibi başka bir etik sistematiğe bırakmıştır. Bu geçiş bir dönüşümdür ama aynı zamanda bir kayıptır.

tatlituzlu

Bu dunyayi ciddiye almak icin fazla neseli ve ofkeli.. Alacakli.. Dikkat, huzur bozabilir, sonra agzimizin tadi kacmasin

This Post Has One Comment

  1. Urperi Cicek

    Yazıyı okuyunca ben de aslında her şeyin bir döngüden ibaret olduğunu düşündüm. Yani yalnızlık diye görünen durum aslında başka bir varoluş biçiminin, Dünya ile farklı bir iletişimin tohumlarını attığı alan demek bir yandan da. Kisacasi güzel annem, bir çiçeği düşünürken urpermek yok.

Bir yanıt yazın