Düşünsel Yorgunluk ve Anlatmanın Külfeti – Feminist Bir Yöntem Arayışı

Bir fikre sahipsiniz ama çoğunluk sizinle hemfikir değil. Anlatmanız yetmiyor; fikrinizi sürekli savunmak, karşıdakinin egemen görüşünü aşmak zorundasınız. Hele ki inandığınız şey toplumsal dönüşümün bir parçasıysa, anlatma yükü gönüllü bir sorumluluğa dönüşüyor. Ama bu süreç zamanla yalnızca zihinsel değil, varoluşsal bir yorgunluk yaratıyor.

Bir dünya görüşüne ulaşmak emek ister. Bu yolu yürüyenler için aynı sorulara dönmek, aynı açıklamaları tekrar etmek fazlasıyla yorucudur. Hele ki bazı fikirler yumuşatılamazken, hep “yumuşatılmış” bir dille konuşmak zorunda kalmak… Oysa bazı hakikatler tanınmak ister, tartışılmak değil.

Gelin bu tükenmişlikten konuşalım. Sormadan anlatmak zorunda bırakılmak: “Fikrim neden hep pazara çıkarılmak zorunda?” Bazen sadece var olmak, anlatmadan da kabul görmek istenir. Ama patriyarka buna izin vermez; çünkü her fikir, paylaşmayan için bir tehdittir.

tatlituzlu

Bu dunyayi ciddiye almak icin fazla neseli ve ofkeli.. Alacakli.. Dikkat, huzur bozabilir, sonra agzimizin tadi kacmasin

This Post Has 2 Comments

  1. Hollandbaddüsüdebekguzel

    Renonkelkade 17,

Bir yanıt yazın